~ Tüp Bebek Seyir Defteri ~

Prof. Dr. Ahmet Erdem – Gazi Üniversitesi

Gazi Üniversitesi Prof. Dr. Ahmet Erdem

Prof. Dr. Ahmet ERDEM – Gazi Üniversitesi

Akademisyenin bilgi ve tecrübelerini kendinden sonra geleceklere aktarması lazım

Özgeçmişinizi anlatır mısınız?
Ankara’da 1963 yılında doğdum. İlk, orta ve lise tahsilimi yine Ankara’da tamamladım. Fatih İlkokulundan sonra orta okul ve liseyi Ankara Atatürk Anadolu Lisesinde okudum. Daha sonra 1981-1987 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimime devam ettim. 1987 yılında Hacettepeden mezun olduktan sonra, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum bölümünde asistan olarak göreve başlayıp 1992 yılında asistanlığımı tamamladım. Ardından bir yıl süreyle askerlik görevimi yaptım. 1993-1996 arasında Samsun’da, Samsun Doğumevinde mecburi hizmet yaptım. 1996 yılında Gazi Üniversitesine öğretim görevlisi olarak geri döndüm. 2003 yılında da doçentlik unvanı aldım.

Tıp mesleğini seçme nedeniniz nedir? Seçtiğiniz için memnun musunuz?
Memnunum. O dönemler doktor sayısı daha azdı. Hekimlik insanların gözünde çok önemli, kutsal bir meslek olarak görülüyordu. Bu nedenle ailenin doktor olmamız yönündeki teşviki ve aile çevremizde de hekimlerin olması, bizi hekim olmaya yöneltti diyebilirim.

Sizce işinizin en zor tarafı nedir?
Yaptığınız iş direkt insan ve sağlığı ile ilgili olduğu için ağır bir sorumluluk hissediyorsunuz. Herhangi bir olumsuzluğa komplikasyona meydan vermeden hastanın isteklerini en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyorsunuz. Tabi o zaman da kendinize ait zamanlarınızı hep hastaya ayırmış oluyorsunuz. Bence işimizin en zor tarafı bu.

Bir akademisyen nasıl olmalıdır? Nasıl tanımlarsınız?
En başta bilimsel olmalı. Öğrencilerine bilimsel düşünme şeklini, onunla ilgili metodolojiyi göstermesi lazım. Bilimsel yöntemlerin nasıl kullanılacağını, araştırmanın nasıl yapılabileceğini, bir konuda nasıl bilgi sahibi olunabileceğini en ince ayrıntısına kadar göstermesi lazım. Bilgi ve tecrübelerini kendinden sonra geleceklere aktarması lazım.

Branşınızda kendinize örnek aldığınız birisi var mı?
Okulda iken o dönemdeki hocalarımızın hepsi gerçekten değerli insanlardı. Hepsi bir yönleriyle bizlere örnek olmuşlardır.

Türkiye’deki sağlık ortamını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hastalar açısından olumlu gelişmeler oldu. İstedikleri kuruma rahatlıkla giderek sağlık hizmeti alabilme konusunda geçmişe göre biraz daha şanslılar. Ama diğer taraftan bu uygulama için sağlık kuruluşlarının altyapısı yeterli olmadığı için yoğunluk artmış oldu. Bu nedenle hizmet kalitesinde biraz düşüş yaşanıyor. O yönden biraz sıkıntılarımız oluyor. Konuya hekimler tarafından bakarsak, hekimlerin çok lehine uygulamalar olduğunu da düşünmüyorum.

Yurt dışında mesleki deneyiminiz oldu mu?
Katıldığım toplantılar ve kongreler dışında uzun süreli bir yurt dışı deneyimim olmadı diyebilirim.

Yurt dışında aynı işi yapmak ister miydiniz?
Burada yaptığımız iş, onun yükü ve onun karşılığında elde ettiğiniz kazanımlar yurtdışına göre çok daha az. Yurt dışında burada yaptığınızın çok daha azını yapıp, burada kazandığınızın çok daha fazlasını kazanma şansınız olabilir. Ancak buradaki hasta hekim ilişkisini, diyaloğu, o sıcaklığı bırakmak da zor olur.

Yurt içi ve yurt dışı dergilerde yayımlanmış kaç yayınınız var?
Yurt dışı 25 civarında, yurt içi yayınlarımda yaklaşık olarak bir o kadar vardır.

Çalıştığınız kurumla ilgili bilimsel ve akademik değerlendirmeniz nedir?
Fakültemiz tabii Ankara’daki geçmişi daha köklü olan üniversitelere göre nispeten daha genç sayılır. Ama gerek fiziki koşulları gerekse bilimsel altyapısı olarak diğer üniversitelerle yarışabilecek konumda.

YÖK Başkanı olsaydınız neleri değiştirirdiniz?
Üniversitelerde öğretim üyelerinin bilimsel aktivitelere daha fazla zaman ayırabileceği maddi koşulları sağlamaya çalışırdım.

Mesleğinizde hedeflediğiniz yere ulaşabildiniz mi?
Ulaştım diyebilirim. Üniversite de öğretim üyesi olarak yapılması gereken bilimsel aktiviteler, bilimsel çalışmalar açısından ulaştığımı düşünüyorum. Çok sayıda asistanımın, öğrencilerimin pek çok yere dağılmış olmaları ve belli yerlerde öğretim üyesi olmaya başladıklarını gördükçe ulaşabildim diye düşünüyorum.

Mesleğinizle ilgili ilginç bir anınızı anlatır mısınız?
Aslına bakarsanız pek çok anı var ama, şu an aklıma gelen bir anım yok.

Kendi sağlığınıza yeterli özeni gösterebiliyor musunuz?
Gösteremiyorum. Meslek hastalığı var. Mesela cerrahlarda görülen boyun fıtığı gibi. Zaman zaman onunla ilgili sıkıntılar oluyor. Yoğun çalışma tempomuz nedeniyle hastane içerisinde kendi arkadaşımıza gidip muayene bile olmuyoruz. Hep erteliyoruz. vakit ayıramıyoruz.

Tıp dışında uğraşlarınız ya da hobileriniz var mı?
Bahçe işleriyle ilgilenirim. Toprakla uğraşmayı seviyorum. Bunun yanı sıra resim yapmayı severim.

Hiç keşke dediniz mi? Pişmanlıklarınız oldu mu?
Mesleki olarak olmadı. Seçtiğim meslek tıp, alt branş kadın doğum, sonrasında da öğretim üyesi olarak keşke böyle olmasaydı başka bir yerde olsaydım diye düşünmedim.

Ailenize yeterince vakit ayırabiliyor musunuz?
Tam ideal bir şekilde ayırdığımı söyleyemem ama elimden geldiğince ayırmaya çalışıyorum.

* Bu röpartaj 17/11/2008 tarihinde MediMagazin dergisinde yayınlanmıştır.
Bu Yazı İçin Arama Terimleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>